Ünlü aktör Johny Depp mesela, palyaçolardan korkuyormuş... Oradan bağlayacağım bak, Stephen King'in "Secret Window"unda oynamıştı kendileri, King'in en meşhur romanlarından birisi de "It"dir o romanda da bilenler bilir, Pennywise isimli bir palyaçoyu anlatır bir grup çocuğun çocukluğuna tecavüz etmiştir kendileri... Filmi de vardır ama sonu saçmadır falan filan. Herkes ondan korkar, King'in bir korkusu yok mudur? "Geceleri Dean R. Koontz'u okuyamam" demiştir bir röportajında, belki tevazu örneğidir bu kim bilir. Ama bilinen bir şey vardır ki, cep telefonu kullanmaz Sai King, radyasyondan korkar...
Ünlülerin fobileri meşhurdur işte, en az hobileri kadar. Kimisi yatak odasına ayna koydurmaz kimisi evinde plastik poşet bulundurmaz. İnsan psikolojisi benim dalım değil, asla da olamaz tabii o kadar derin ki çünkü, bu yüzden çatlaktır bütün feylezoflar o derinlikte oksijene ulaşmak biraz zor haliyle... Yine de şunu düşünmek lazım, Depp bizim mahallenin bıçkın delikanlısı olsa palyaçodan korkmak aklına gelir miydi? Ya da şöyle soralım, Artvin'deki Hacer Nine fobiyi bırak hobi nedir bilmeden yaşayıp gidip hayatını öyle tamamlarken Halle Berry'nin her şeyden korkmasını yaşamayı unutup kafayı boşluğa takmasında bulamaz mıyız?
Neyse, dedim ya insan psikolojisi, akıl sır ermez. Zaten bu yazının esas öznesi onlar da değil, bahsetmek istediğim korkaklar, reel korkaklar. Yani banadokunmayanyılanbinyaşasıncılar, modern toplumun getirisi sosyalliğin yarattığı baskıdan korkanlar...
Yıllar evvelinde bir doğum günüm, kaç muma üfledim unutakalmışım. Sen de dokuz ben diyeyim sekiz, o kadar küçüğüm işte. Arabamız var ufak tefek bir şey, ana baba memur kaç yıl para biriktirmiş almış evin önünde de duruyor yabancı mekanda değil. Dört lastik birden kesildi. Dört.
Boru değil, hepsine birer kez bıçak batırsan lastiği delmen bir dakika sürer, kaba hesap yap beş dakika boyunca cırt cırt bandırmış elindeki ekmek bıçağını... Biz ikinci kattayız, alt komşu da çok yakın samimi aile ahbapları.
Yapan da üst komşu, yabancı değil bu filmin aktörleri.
Dedik ya ana baba devlet memuru, öğrencileri bol. Annemin dersten kalanlar da bol. Kalma ihtimaliyle uyku tutmayanlar ise daha bir bol. Aldınız siz mesajı. O gece o mahallede ne yaşandı kimse bilmiyor, alt komşu sabahlara kadar oturan bir aile, hiç mi görmez insan yoksa "görmez" mi; bilmiyorum. Kimsenin günahını almak değil niyetim, yapanı da suçlayamazsın evin anahtarını tatilde çiçekleri sulasın diye bırakırsın yurt dışını arar ev telefonuyla öyle birisi, ona ne kızacaksın bulduğun yerde kırarsın kemiklerini başka bir şey yapmazsın.
Korkaklar her gün ölür, o alt komşu korkaktı. Her gün her selamlaşmamızda bir kez daha ölmüş müdür yoksa bir sonraki sabaha olayı unutmuş olarak mı kalkmıştır, kim bilir. Asıl koyan ise mahallenin adıydı; "Onur Sitesi".
Korkakların onuru olmaz ki, belediye de anladı bunu biz taşındıktan sonra değiştirdi sanırım isimleri, değiştirmediyse de fark etmez, sahibine göre kişnemeyen attan hayır gelmez derede atar sırtından seni...
O gece o derede tek sırttan atılan biz olsak gene iyiydi, insanlık atıldı kimse sesini çıkarmadı, bıçaklanan tekerler olsa vatan sana canım feda, insanlığı bıçaklayıp boğdular da kimse gık demedi.
0 yorum:
Yorum Gönder