
Büyük şef buyurdu; "Köşe yazarları her istediğini yazamaz"
Bu zihniyete göre, aynı kişiler farklı isimler kullanıp farklı mecmualarda aynı ağızdan yazmalı... Tek tipleştirilmeli...
Bakınız, olay sadece belli partilere ait değil... Bu konuda Cumhuriyet Gazetesi'ni de sevmem ben. Her sayfada aynı makaleler... Aynı üslup... Aynı cümleler... Aynı ana fikir... Oysa "cumhuriyet" çeşnidir. Tek tipleştirilmemektir... Ama işte, cumhuriyet de belli kitlelerin elinde olunca, bu manzara kaçınılmaz oluyor... Ha, yadırgamıyorum. Onun seveni ayrı. Ben ayrıyım...
Gelelim başa, başbakana... Bakanların başına... Vekillerin başına... Vekil'in başı da vekildir... Asil gene millettir. Elinde tuttuğu oy pusulası kutsal bir emanettir. Adı üstünde ya hu, vekilini seçecek... Vekaleti verecek... Susacak, vekili konuşacak... Vekili konuşturacak... Bizde genelde susma kısmı olur...
Susup bakarız...
Malum hikayedeki gibi, "herkesi götürdüler, benim için ses çıkaracak kimse kalmamıştı" oluruz...
İnsanların ne yazacağına karışırlar...
İnsanların ne okuyacağına karışırlar...
İnsanların ne düşüneceğine de karışırlar...
Olmaz mı?
"Düşünce özgürlüğü" diyorsunuz değil mi?
Demeyin...
Siz özgürlüğünüzü mühürleyip sandığa attınız, şimdi susun ve bekleyin...
0 yorum:
Yorum Gönder